HABERLER > Seyhan Arman yeni oyunu "Küründen Kabare" ile bu akşam Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde!
13 Nisan 2017

Seyhan Arman yeni oyunu "Küründen Kabare" ile bu akşam Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde!

Bu akşam yeni oyunu "Küründen Kabare" ile izleyici karşısına çıkacak olan Seyhan Arman’la yeni oyunu ve meslek yaşamı hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Biz seni son dönemde sahnede Matmazel Coco performansıyla izledik ve şimdi de Küründen Kabare oyunuyla seni izleme şansı bulacağız. Aslında seninle Küründen Kabare ile ilgili konuşmak istiyorum fakat Küründen Kabare’ye gelene dek gözden kaçmaması gereken bir mesleki deneyimin var. 

 

1996 yılında tiyatrodan başlayarak kendine yer açmış ve sıfırdan açtığı bu alanı 20 yıldır kendi enerjisi ve yaratıcılığı ile genişleten ve farklı mecralara taşıyan bir Seyhan Arman görüyoruz. 

 

20 yıllık bu geçmişe baktığında nasıl değerlendiriyorsun bu zamanı? Neler hedefledin, hangilerini başardın? Aslında translar için her sektörde zorluk olmadan birşeylerin gerçekleşmeyeceği gerçeğinden hareket ederek, karşılaştığın zorlukları değil, yaşadığın olumsuzluklarla nasıl başa çıktığını ve nasıl bugün kendi oyununu yazan ve oynayan bir kadın olarak karşımızda bulunduğunu merak ediyorum?

 

Hep söylüyorum bir kere daha söyleyeyim; tiyatro benim kurtarıcım oldu.

Kendime güvenimi, ayaklarımın üzerinde durabilmemi, insanların gözüne bakarak kendimi ifade edebilmemi sağladı. Spesifik olarak şunları hedefledim diyemem ama hedeflediğim yolda yürümeye devam ediyorum. Sanırım ölene kadar da devam edeceğim. Seçtiğim yolun bir sonu yok çünkü. Sadece translar için değil elbette; hepimiz için geçerli bu zorluklar. Ama az, ama çok. Önemli olan ayaklarını sağlam basman, güvenli  adımlarla ilerlemen. Kişinin kendine güveni yoksa, ne olduğunun farkında değilse çok zor maalesef. Önce aynaya bakıp, gördüğün şeyle yüzleşmen gerek, ve kabule geçmen. Adımlarını ancak o zaman atabilirsin. Oyun yazma mevzuuna gelirsek, mecburiyetten yazdım aslında. Aradığım oyunu uzun süre bulamayınca aldım kalemi elime..

 

Sinemadan ödül aldığını, ödül almış işlerde başrol oynadığını biliyoruz. Beyza’nın Kadınları, Teslimiyet, Güneşi Gördüm, Çekmeceler gibi hepimizin dikkatini çeken ve izlenmesi gereken filmlerde de yer aldın. Yani çok profesyonel ve başarılı sanatçı ve oyuncularla çalışma fırsatların oldu. Bu deneyimler seni nasıl etkiledi? Seyhan Arman’a neler kattı yada ondan neleri götürdü? (Burada neleri götürdü derken aslında kastım iyi bir takım özelliklerden feda etmek gibi değil de, belki mevcut olumsuz pratiklerini olabilir, sevmediğin bir yönünü olabilir, bunlar gibi) ve sence Seyhan Arman onlara neler katmış olabilir?

 

Oynadığım çoğu film hiç bir şey katmadı bana; trans bireylerin oyuncu olabilme ihtimalini bile düşünemeyen ‘’sektör’’ sağolsun, en ufak bir jestim, mimiğim, tonlamam bile ‘’olağanüstü’’ kabul edildi. Çoğu zaman prova kayıtlar kabul edildi. Beklentileri o kadar düşük yani.. Neyse ki geriye dönüp bakabilen ‘’Yok artık, bunu böyle mi oynamışım’’ diyebilen birisiyim. Aslında daha çok kısa filmlerde öğrendim ne öğrendiysem. Ve tabii ki tiyatroda. Gerçi bir başka açıdan bakarsak; kötü deneyimler, bir defada becerebilme kaygısı vb durumlar da çok şey öğretmiş olabilir.  Ayrıca Teslimiyet zor şartları ve ana castında olduğum ilk film olması sebebi ile çok şey kattı bana. Ve tabii ki Çekmeceler hayatımda önemli bir yerde. Zor sahnem yoktu ama ön çalışmalar ve o set için, o yönetmenler için heyecanım bile yeterli

 

Televizyon, sinema ve yanında bir de tiyatro... Çok fazla sayıda tiyatro oyununda oynadın. Engin Alkan gibi bir tiyatro duayeni ile birlikte çalıştın, oyunlarında reji asistanlığı yaptın. Tiyatroda sadece sahnede olmanın dışında sahne arkasında da çalışarak tiyatroya bütünüyle hakim olmak mı istedin? Sahne arkası sana sahneden farklı neler hissettiriyor?

 

Aslında benim arzum her zaman sahnede olmak. Fakat tiyatro her şeyi ile bir bütün. Bazen bir provada öylece durarak bile bir şeyler öğrenebilirsin. Söz konusu Engin Alkan ise zaten onunla geçirdiğim her saniye çok önemli. Başlı başına bir okul. Zaten hayatımda Engin bey olmasaydı şu an Küründen Kabare diye bir oyunu konuşuyor olamazdık. Çok uzun süreler Engin bey ile birlikte oyun aradık ve içimize sinecek bir oyun bulamadık. Bir gün Engin bey ‘’Artık bir şey yap görelim’’ dediği için ‘’mecburiyetten’’ oturup bu oyunu yazdım  Gerçi önce ‘’Coco Nasıl Kurtulur’’ diye bir oyun yazdım ama bunda karar kıldık.

 

 

Şimdi de “”Bir dönmenin merak uyandıran dehşetengiz hikayesi: Çiççuuuuvvvv ’’Nasıl döndüm?’’” açıklamasıyla yine meraklarımızı cezbeden bir oyunla geldin. Çok ses getiren ve tiyatro duayenleri tarafından izlenmesi gereken bir oyun olarak gösterilen “Kadınlar Filler Ve Saireler”in yönetmeni Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği, senin yazdığın ve oynadığın “Küründen Kabare”…

 

E öyle, merak ediliyoruz. Oyunun karakteri Serpil’in söylediği gibi; insan kendine benzemeyeni merak eder. Tabii burada ki asıl şey  ‘’dönme’’ deniliyor olması. Ve onun açıklaması da oyunda! Neden trans birey veya transsekseül değil de dönme; Serpil anlatacak, biz de göreceğiz. Yönetmenimize gelince; Melisa sadece “Kadınlar Filler Ve Saireler” ile değil yaptığı bir çok proje ile konuşulan, başarılı bir tiyatro insanı. Uzun süre –hiç kimsenin vermeyeceği bir ödünle- Bademler Köy Tiyatrosu’nda yönetmen olarak çalıştı. Şu anda da 9 Eylül Üniversitesinde ‘’Tiyatroda transeksüel oyuncunun yeri’’ başlıklı bir yüksek lisans tezi yazıyor. 

 

Oyunla ilgili merak ettiğimiz çok şey var fakat “gelin izleyin o zaman” cevabını çok makul bulduğum için oldukça genel sormak istiyorum. 13 Nisan’da oyuna gelenler oyundan çıktıklarında sence hangi hislerle çıkacaklar? Yani Küründen Kabare’nin ne tür bir oyun olduğuna dair bilgi verebilir misin? Yalnızca komedi diyebilir miyiz?

 

Seyircilerin oyundan nasıl çıkacağı aslında kendi hayatlarında yaşadıkları deneyimlerine bağlı biraz. Oyunu izleyen kişinin trans olması yada natrans olması da önemli faktör. Yada transfobik olup, olmaması. Genellersek eğer her şey var bu oyunda. Komedi, dram, ajitasyon, ironi, trajedi, gullüm, madilik, tarizlik ne ararsan var.  Tabii sonucunu 13 Nisan’da göreceğiz. 

 

Oyunda Serpil adında bir trans kadını oynayacaksın, kendi translık deneyiminden Serpil’e aktardığın, ya da kafandaki ideal trans deneyiminden Serpil’e aktardığın doneler var mı? Serpil sokakta seks işçiliği yapan ve kriminalize edilmiş trans stereotipine ne kadar yakın ya da ne kadar uzak?

 

Kendi yaşadığım, bizzat şahit olduğum yada duyduğum  bir çok trans kadının deneyimlerinden oluşuyor diyebiliriz. Tabii kurmaca olan yerler de mevcut. Serpil akıllara kazınmış trans klişesine hem çok yakın, hem de çok uzak. Az önce söylediğim gibi seyircinin deneyimleri ile yerleşecek taşlar yerine.  Serpilin anlattığı bir hikayeyi A kişisi başka bir şekilde anlayıp ona göre tepki verirken, B kişisi bambaşka duygular hissedebilecek. Oyunun amacı; bir lgbt bireye yada hayatında hiç bir trans birey ile karşılaşmamış kişiye de dokunabilmek. Farklılık değil, benzerlikleri göstermek.

 

Oyun İstanbul’da başladı. İleriki dönemde oyunu başka şehirlere götürmek gibi planlarınız var mı? 

 

Evet var. Sanırım ilk etapta İzmir ve Ankara. Ayrıntılar netleştikçe web sitemizden veya sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız. twitter: @kurundenkabare  www.kurundenkabare.com

 

Oyunun prömiyeri  13 Nisan’da Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde olacak. Oyunla ilgili okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mıdır?

 

Çok heyecanlıyım, neler hissedecekler çok merak ediyorum. Umarım amacıma ulaşabilirim.

 

Seni rahat bırakmadan önce sormak istediğim iki şey var, seninle bir programında sahne arkasını paylaşmış biri olarak baskın bir gözlemim var “disiplin”.  İşini yaparken inanılmaz derecede profesyonel ve disiplinli bir kadınsın.  Asla yorulmuyorsun gibi.. Mesela ben senin gece uyuduğunu pek düşünmüyorum, ezber yapıyordur,  bir şeyler yazıyordur, bir projesi vardır ona çalışıyordur gibi düşünüyorum. Zamanını yoğunluğuna nasıl bölüştürüyorsun? Bu kadar yoğunluğuna rağmen sürekli aynı disiplini nasıl koruyabiliyorsun?

 

Öncelikle net olarak söyleyeyim, mutlaka 8 saat uyuyorum. Bütün sır bu dermişim  Evet doğru çalışırken yorulmam, odaklandığım tek şey vardır; sonuç. Sonuç ne? Seyircinin memnun ayrılması. Bu bir kabarede de olabilir, bir gece clübünde de, tiyatroda da; fark etmez. Tabii bu tutumum herkeste aynı etkiyi yaratmıyor. Bazıları kapris olduğunu düşünüyor, bazıları ego vs. Halbuki tek amacım var; işimi doğru yapabilmek. Ve bunun için gerçekten çok çalışıyorum. Diyelim özel bir eventte çalışacağım. Uzun uzun içerikle ilgili araştırma yapıyorum. Cebimi dolduruyorum ki yeri geldiğinde gerekli malzemeyi çıkartıp ortaya koyayım. Diyelim ki bir bankanın eğlencesi, ödül töreni vb bir etkinliği var. Neredeyse bina yapımında kullanılan çimento markasına kadar öğreniyorum  Bazen cebime attığım 100 bilgiden 3 tanesini kullanabiliyorum ama olsun. Bunun altında yatan bir psikolojik sebep kesin vardır. Çocukluğuma dönüp halletmek gerekebilir ahahahah. Diğer soruya gelirsek; her zaman istediğim işlerde çalıştım. İstemediğim hiç bir projede bulunmadım. Heyecanımı yitirdiğimde de bıraktım zaten.

 

Seyhan Arman denince açıkçası benim aklımda ilk olarak çok güçlü bir kadın imajı canlanıyor. Ve aslında LGBTİ hareketin içerisinde bireysel olarak yürüttüğün aktivizmin niteliği de bende bu düşüncelerin oluşmasında etkili. Çok pratik ve çözüm odaklı, zamanla yarışan, farklı olayların farklı risklerine rağmen bunları göze alıp, kendini ortaya koyduğunu gözlemliyoruz. Aynı zamanda derneklerle de diri tuttuğun güzel ilişkilerin mevcut. Kişisel olarak Türkiyedeki LGBTİ mücadelesini iyi ve kötüleri ile nasıl değerlendiriyorsun?

 

Beni gözünde nasıl büyüttüysen artık. Başıma ne geldiyse bu ‘’Güçlü kadın’’ imajından geldi zaten  Elimden geleni yapıyorum diyelim. Tabii isteyerek. Lgbt mücadelesinin iyilerini ve kötülerini sayfalarca konuşsak bitiremeyiz. Çünkü göreceli bazı şeyler. O da başka bir röportaj konusu olsun. Şunu söyleyeyim sadece; birlikten kuvvet doğar.  

 

Son olarak eklemek istediğin birşey varsa, duymaktan memnun oluruz 

 

2-3 soru demiştin ama hayatımı anlattım neredeyse  Bir kahve borcun var, haberin olsun…

 

Memnuniyetle efen’m :) ...

 

 

 

 

Röportaj: Hande İmbat