HABERLER > Trans Erkeklerden ‘Ne Kadar da Trans Bir Erkek’ Kitabı
22 Ağustos 2017

Trans Erkeklerden ‘Ne Kadar da Trans Bir Erkek’ Kitabı

Pembe Hayatın düzenlediği trans kamplarından 2015 Trans Erkek Kampı kitabı ‘ Ne Kadar da Trans Bir Erkek’ çıktı.

 

 

2015 yılında yapılan Trans Erkek Kampı yayını olan bu kitap 15 trans erkekle yapılan röportajlar yer alıyor. Kitabın editörlüğünü yapan Gizem Bayıksel yaptı. Röportajları ise Seçin Tuncel ve Gizem Bayıksel’in üstlendiği kitapta birbirinden farklı 15 trans hayatına yer veriyor.

Giriş yazısını Pembe Hayat’tan yazan Buse KılıçKaya Ali Gül’ü anarak: ‘Ali Gül’ün trans erkek olarak açılma süreci ve sonrasındaki Voltrans deneyiminin, hem Pembe Hayat’ı güçlendiren bir deneyim olduğunu, hem de trans hareket tarihinin dönüm noktalarından biri olduğunu not etmek gerekiyor. İlerleyen süreçte Pembe Hayat Derneği’nin hazırladığı “Kadından Erkeğe Transseksüellerin Deneyimleri” kitabı ile trans erkek deneyimlerini daha da görünür kılmaya çalıştık.

Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi’ni bu kadar önemli kılan nedenlerden biri de trans örgütlenmesinin güçlendirilmesi üzerine etkileri... Hem düzenli olarak farklı şehirlerde translarla nasıl örgütlenebiliriz sorusuna yanıt bulmaya çalışırken, her sene yapılan trans ağ örgütlenme kamplarında transları birbirlerinin deneyimlerini dinleyebilecekleri, ortak sorunlar üzerine mücadele taktiklerini konuşabilecekleri zaman aralıkları yaratmaya çalışıyoruz.’ Dedi.

Kitaptan bazı alıntılar;

‘Okul dönemlerimde çok fazla karşılaşmadım ama yurtlarda çoğu zaman karşılaştım transfobi ile diyebilirim. Fakat kavram olarak bilmediğin için ya benden nefret ediyor diyorsun direkt ya da benim tipimle dalga geçiyor diye düşünüyorsun. Bel altından vurunca ben o fobi halini daha çok hissediyordum. Mesela yurtta birkaç arkadaşım kız arkadaşım olduğunu biliyordu, ama şöyle şeyler söylüyorlardı: “nasıl sevişiyorsun ki? Ne kadar iğrençsiniz ya...” Ben transfobiyi aslında heteroseksüel düzendeki insan topluluğundan değil de kendi içimizden daha çok görüyorum…’

‘Göç translar için büyük bir kurtuluşken sonrasında göç ettiğimiz büyük şehirlerde gettolarda sıkıştığımız bir sürece dönmekte. Pek tabi yaşamak için gittiğimiz kentlerde ‘özgürce yaşamak’ istiyoruz. Biz dönmeler doğduğumuzda bize atfedilen, dayatılan biyolojik cinsiyetlerimize sıkışmayı kabullenmemişiz ki kentin bir bölümüne mi sıkışmayı kabullenelim. Evet, gettoları değil, şehrin tamamını istiyoruz…’

‘Şimdi benim şöyle bir görüş açım var; kişi ne beyan ederse ya da ne söylerse benim kabulümdür, hiçbir şekilde yargılamam. Trans gey, trans lezbiyen gibi bütün o “alışık durmadığımız” kavramlara da açığımdır. Belki geçmişte, tüm bunları öğrenmeden önce bir ön yargım vardı, şu an kişinin beyanı olan her şeye karşı ön yargılarımı yendim diyebilirim…’

‘Bildiğim kadarıyla böyle bir mekanizma yok. Başıma böyle bir şey gelse ilk yardım isteyebileceğim yer LGBTİ dernekleri oluyor. Devletin bu konuda bizlerin haklarını koruyan yasalar çıkarması lazım bence ve şiddeti uygulayanlara caydırıcı cezalar verilmeli. Net bir şekilde bizlere bir yasa lazım…’

‘…Ben bırakıyorum demedim aslında, okuldan aradılar ve gelin çocuğunuzu alın dediler. Söylüyordum ben herkese transeksüelim diye. İnsanlar gelip soruyordu, sen neden böyle erkek gibi davranıyorsun?, falan diye. Ben de o zamana kadar kendime o soruyu sormuşum zaten ve artık bir kavram bulduğum için, çok açıkça “çünkü transeksüelim” diyordum soranlara…’

Kitabın basılı haline dernek ofisimizden, online haline iste http://www.pembehayat.org/yayinlar.php?id=1510 linkten ulaşabilirsiniz.

*Bu kitap Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın finansal desteğiyle basılmıştır. Avrupa Birliği kitabın içeriği ile ilgili olarak herhangi bir sorumluluk veya yükümlülük kabul etmez.