HABERLER > Denise Türkan: Oyunculuk Emek İster, Mücadele İster
29 Eylül 2017

Denise Türkan: Oyunculuk Emek İster, Mücadele İster

Trans Oyuncu ve Showgril olan Denise Türkan 6 yıl önce New York’a yerleşme kararı almış. Showgril ve Oyunculuk çalışmalarına burada devam eden Türkan şimdi ’Orange is The New Black’in yeni sezonunda yer alacak. Denise Türkan ile çok keyifli bir söyleştik. Keyifli okumalar.

 

 

Peki hayatında oyunculukla nasıl tanıştın?

Oyunculukla tanışmam benim lise yıllarımda oldu. Okulumuza bir tiyatro grubu gelmişti. Onların oyunlarından çok etkilenmiştim. Hatta oynadıkları oyunda ‘’Ah Şu Gençler’’ isimli oyundu. Zaten imde öyle bir istek vardı. Yapmalıyım bu işi dedim ve o günden sonra benim serüvenim başlamış oldu.

Oyunculuk kariyerinde zorlandığın, transfobiye maruz kaldığın alanlar oldu mu? Bunlarla nasıl baş ettin?

Tabi ki oldu. Trans Geçiş sürecimde özellikle içimdeki tiyatro aşkı hiçbir zaman ölmedi benim. Ben bedensel değişimimi geçirmeden önce de oyunculuk yapıyordum. Beden Değişim Sürecimi geçirdikten sonra da yapmak istedim ve bazı kişilere gittim ünlü isimlere gittim. Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman gibi tiyatrolara gittim. Trans olmamdan kaynaklı bana kapılarını açmadılar. Daha sonra bir arkadaşım aracılığıyla Levent Kırca ve Oya Başar’la çalışmaya başladım. Onlarla zaten bedensel değişimi geçirmeden önce de çalışıyordum. Daha sonra beni trans olarak açıldığımda da kabul ettiler. Bu şekilde az da olsa kırmış oldum trans oyuncu zorluğunu. Bunun dışında da tabi ki bu Levent Kırca’yla çalışmaya başlamadan önce bir sürü zorluklara maruz kaldım. Kolay kolay iş vermediler. Verdikleri roller bizim bildiğimiz karikatürize edilmiş trans rolleri ya da ne bileyim sokakta otostop yapan basılan yani aslında herkesin oynayabileceği rollerdi. Ama ben hem eğitimli hem de köklü bir oyuncu olduğum için o rollere çok sıcak bakmadım.

New York sana yeni bir kapı açtı mı?

Aslında şöyle oldu, başka bir kapı açtı mı? Hayır. Çünkü burada yaşamanın zorlukları çok fazla. Burada barınmak, ayakta kalabilmek, tutunabilmek birazcık zor. Çünkü hiç bilmediğiniz bir ülke. Yabancı bir dil ki bizim işimiz tamamen konuşmaya ve dile dayanıyor. O yüzden ben ilk olarak New York’a öğrenci olarak geldim ve bir sene İngilizce eğitimi aldım bu süreçte hiçbir şey yapmadan. O sırada şansıma bir Türk radyosunda program yapma fırsatı doğdu. 2011 ve 2012 yılı öyle geçti. Daha sonra da yavaş yavaş kendimi de geliştirerek, bir yandan Sahne Showları yaparak bir yandan buradaki öncelikle Türklere şarkı söyleyerek falan kendimi geliştirdim.

Son dönemlerde çok izlenen ve gündemde olan ‘’Orange İs The New Black’’ dizisiyle ilgili haberlerin çıktı, o dizide yer alıyorsun. Diziyle tanışma ve kabul etme sürecini anlatır mısın?

Dizinin çekimleri hala devam ediyor. Ben 6. sezonda diziye dahil oldum. Şu anda tam olarak bilmiyorum ama 6. sezonun ya 1. ya da 3. bölümden itibaren benim sahnelerim başlayacak. Çekimler hala devam ediyor çünkü 5. sezonu yayınlanıyor. Biz 6. sezonu hazırlıyoruz. Burada New York’ta çalıştığım bir ajans var. Dizinin 6. sezonu için trans oyuncu arıyorlardı. Beni çağırdılar ve seçmeler gittim. Seçmelere katıldım ve birçok Amerikalı Trans Oyuncu arasında ben seçildim. Bir hafta sonu beni aradılar ve görüşmeye gittim. Bu şekilde bir tanışma oldu. Çok fazla çekime olmadı. Bir iki gün çalıştım ama daha devam ediyor yani bundan sonraki bölümlerde ne olacak nasıl ilerleyecek, benim rolüm dizinin neresinde olacak, çok bilmiyorum açıkçası.

 Peki dizide bizi neler bekliyor?

Yani şöyle söyleyeyim tabi ki senaryoyu dışarı vermemiz doğru değil ajansla böyle bir sözleşmemiz var. Yani dizide neler beklediğini söyleyemem. Ama diziyi az çok takip eden insanlar bilirler, dizi kadın hapishanesinde geçtiğini ve oradaki çeşitli kadınların hayat hikayelerini anlatıyor. Benim olduğum kısım hapishanede başka bir koğuş. Başrol oyuncusu bizim koğuşa transferi oluyor ve oradaki mutsuzluğu anlatılıyor. Dediğim gibi sonraki bölümleri bilmiyorum. Daha nasıl geliştirecekler onu. Ben o koğuştayım. Yani bu kadar söyleyebilirim şimdilik.

Peki New York’ta birçok Türkçe olmayan tiyatro oyununda rol almaya başladın. Ve müzikallerde yer aldın. Yeni tekliflerin de var galiba. Bunlarla ilgili biraz bir şeyler bahseder misin?

Dediğim gibi New York’ta dil kaygısından dolayı Türkçe tiyatro yapmaya başladım. Burada 3 tane falan Türkçe tiyatro oyununda rol aldıktan sonra artık İngilizce oyunların oyunculuk seçmelerine gitmeye başladım. Hatta illa trans rol olması önemli değildi benim için. Kadın rollerine de gittim.  Bunların içinden birkaç tanesine seçildim. Ki yaptığım en büyük iş bir ‘’OF BROADWAY’ showuydu. Çok büyük bir projeydi. Trans bir kadını oynamıyordum orda da. Daha sonra da onu 2017 senesi içinde 3 başka tiyatro oyunu daha izledi. Şimdi de Ekim ayında provalarına başlayacağım çok güzel bir oyun var. Burada trans bir karakteri oynuyorum. Bir Drag Queen oynuyorum. Tanrıça İsis’i oynuyorum. Aralık ayının sonlarında ya da Ocağın başlarında bu oyun başlayacak. Tiyatro maceram New York’ta çok güzel gidiyor. Daha da başarılı işlerde olacağıma inanıyorum.

Yani aslında Broadway’de olduğu gibi çoğunluk anlamda turistlere değil de işte New York’ta yaşayan tiyatro seyircisine hitap eden oyunlarda rol alıyorsun şu an için doğru mudur?

Evet. Yani aslında tamamen öyle dememeyeyim. Of Broadway showunu eğer Show iyiyse ve bilinen bir Show ise mesela şu an Stanley Kubrick’in ‘’Otomatik Portakal’’ isimli filmini Of Broadway Show olarak getirdiler. Biletleri hemen tükendi. Bilinen bir oyun olduğu için buraya turist olarak gelen insanlar ona da bilet alıp gidiyorlar ve biletleri yok satılıyor. Bu biraz oyuna, isme ve tiyatroya bağlı. Ama tabi ki şunu belirteceğim mesela atıyorum ‘’Aslan Kral’’  gibi oyunlar tüm dünyada bilinen oyunlar olduğu için daha çok New York’a ziyaret amaçlı gelen turistlerin tercih ettiği oyunlar oluyor aslında.

‘’OF BROADWAY’’ deyince algımızda sanki böyle şey Broadway değil de çakması gibi algılıyoruz. Bilmeyenler için OF BROADWAY ve BROADWAY arasından farkı anlatır mısın?

Bu tamamen şununla ilgili. Broadway Manhattan’da çok büyük bir caddenin adı. Yani tiyatronun illa bir bölgede olmasına gerek yok. Broadway Show deyince koltuk sayısı 400’den fazla. Of Broadway olunca 200 kişi ile 400 kişi arasında. Of Of Broadway olunca da 100 kişi ile 200 kişi arası. Yani koltuk sayısıyla alakalı. Yani 400 kişiden fazla oldu mu direkt Broadway oluyorsun. Nasıl otellere yıldız verirler, yüzme havuzu varsa 5 yıldız verirler. Bu da 401 koltuk olursa Broadway oluyor yani koltuk sayısıyla alakalı tamamen.

Son olarak trans oyunculara bir çağrın var mı? Ne demek istersin?

Yani şöyle söyleyelim aslında benim için biraz kendini yetiştirmek ve eğitim almak çok önemli. Yani hava atmaktan ya da gazetelere röportaj vermektense biraz daha gerçekten oyunculuk adına bir şeyler yapabilmek ve kendini sahnede ispatlamak daha önemli. Bu belki herkes için böyle ama biz trans oyuncular için daha da önemli. Çünkü kendimizi ispat etmemiz ve evet biz bu işi yapıyoruz ama başarılıyız. Yani biz ne bileyim trans olduğum için oynamıyorum ben bunu yeteneğim olduğu için oynuyorum’ u insanlara göstermeliyiz. Gazetede haberim çıksın ay trans camiası içinde adım konuşulsun bilmem ne olsun, ay bilmem ne yaptım... Hani böyle şeyler birazcık bana bu bir iş değil, magazinsel kısmı ile iş yapmak gibi geliyor. Yani magazin olarak yer alırsın ama işlerinizle yer alırsın. Hele hele bir de trans oyuncuyum diyorsanız, tiyatro yapıyorsanız o zaman tiyatro oyuncu olarak kabul edebilirim. Olacak o kadar’ da bizim çaycımızı oynatıyorlardı. Televizyonda bir rol almak o kadar önemli değil. Tiyatro yapıyorsanız esas o zaman bir yerlerde bir şey olmuş olabiliyorsunuz gibi geliyor bana. Bu da benim doğrum bilmiyorum bana göre.

’Zorlu bir meydandır tiyatro’ diyorsun yani oyuncular için. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Çok teşekkür ediyorum. Ben biraz Türkiye LGBTİ+ Hareketinin içinde unutulduğumu düşünüyordum ama bu yapmış olduğumuz röportaj beni gerçekten mutlu etti. Çünkü ben hani hem Türkiyeli olarak hem trans olarak burada bir şeyler yapmaya çalışıyorum ve çok önemli şeyler yaptığımı düşünüyorum. Hani bırakın transı, natrans bir oyuncu da buraya gelip oyunculuk seçmelerine gelip hiçbir şey yapamayabiliyor. Ben üstüne üstlük trans olduğum halde bir şeyler yapabiliyorum. İsterim ki Türkiye’de daha çok kişiye ulaşıp duyurabileyim bunları. Buna aracı olduğunuz için çok teşekkür ediyorum bu güzel röportajınız için.

Rica ederiz. Oyunculuk hayatında ve genel olarak iş hayatında başarılar.

*Katkılarından dolayı Seyhan Arman’a teşekkür ederiz...

 Röportaj / Demhat Askoy