HABERLER > Adana LGBTİ+ Dayanışma: Yasak Kararı Nefretin Bir Parçasıdır!
9 Temmuz 2018

Adana LGBTİ+ Dayanışma: Yasak Kararı Nefretin Bir Parçasıdır!

Adana LGBTİ+ Dayanışma öncülüğünde dün (7 Temmuz) gerçekleştirilmesi planlanan 1. Adana Onur Yürüyüşü Valilik kararı ile yasaklandı. Yasağın ardından Adana LGBTİ+ Dayanışma bir basın toplantısı düzenledi.

 

 

Temasının “yasak” olarak belirlendiği, ilk kez gerçekleştirilmesi planlanan Adana Onur Yürüyüşü, Valilik kararı ile “toplumsal duyarlılıklar” ve “kamu güvenliği” gibi gerekçeler ile yasaklandı. Aynı zamanda Yeni Akit gazetesi tarafından “Mobil homolar provokasyon peşinde” gibi ifadeler ile hedef gösterilen yürüyüş, yasak nedeniyle yapılamadı.

 


Yasak kararının ardından yürüyüş günü Adana LGBTİ+ Dayanışma tarafından düzenlenen basın toplantısında, valiliğin uyguladığı yasağın gerekçesinin yetersiz ve hakları hedef aldığını belirten komite, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Ardından şu şekilde devam edildi:

 


“Planlanan Adana Onur Yürüyüşünün yapılması için Adana LGBTİ+ Dayanışma olarak, Adana Valiliği’ne 04.07.2018 tarihinde bildirim yapıldı. Adana Valiliği’nin verdiği karar; ‘’ İl Emniyet Müdürlüğü’nün 05.07.2018 tarih ve 4512 sayılı yazılarında; Açık alanda yapılacak olan etkinliğin, halkın sosyal sınıf, ırk, din mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edeceği, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkabileceği, ayrıca terör örgütlerinin karşıt görüşlü gruplara yönelik eylem arayışı içerisinde olduğu yönündeki istihbari bilgiler gözönünde bulundurulduğundan, yapılmak istenen etkinliğin, organizasyona katılacak grup ve şahıslara yönelik olarak bir takım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provakasyonlara neden olabilceğinde dolayı bahse konu etkinliğin yapılmasına uygun olmayacağı …’’ bildirilmiştir.”


“Hal böyle olmasına rağmen Valilik makamının tarafımıza verdiği red kararının gerekçesi tamamıyla soyut, genel, farazi ve bir takım basmakalıp ifadelerden ibaret olup aynı zamanda da yetersizdir. Valiliğin kararında yapmak istediğimiz etkinliğin içeriğinin toplumun bir kesimini kin ve düşmanlığa alanen tahrik edeceğine ilişkin gerekçesi ise LGBTİ’lerin uzun yıllardan bu yana mücadele yürüttüğü homofobik, bifobik ve transfobik zihniyetin adeta bir dışavurumundan ibaret olup neredeyse yeryüzündeki tüm hukuk sistemlerince güvence altına alınan ayrımcılık yasağı ihlalinin de en somut tezahürüdür.”

      

“Devletin görevi yasaklamak değil tedbir almaktır.”

“Söz konusu yasak ayrımcılığa tabi tutulmaksızın herkes tarafından eşit bir şekilde kullanılması gereken bu hakların orantısız ve toplum için gerekli olmayan bir şekilde kısıtlanması sonucunu doğurmuş olup kendi içinde de meşru hiç bir amaca sahip değildir. Elbette ki şiddet eğilimleri olan karşıt göstericilerin varlığı her daim olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Ancak bu husus tek başına söz konusu yürüyüş, toplantı veya basın açıklaması gibi etkinliklerin topyekün yasaklanması gerektiği sonucunu doğuramaz. Toplumun bir kesiminin kin ve düşmanlığa tahrik edilebilme ihtimali, diğer bir kesimin haklarını kullanmalarını ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz ve buna kurban edilemez.

 

Zira; belirtmiş olduğumuz tüm bu haklar sadece çoğunluğun benimsediği hususlar ve fikirler açısından değil, bilhassa toplumun azınlıkta kaldığını düşündüğünüz LGBTİ’ler, haklarını ve fikirlerini de garanti altına almayı gerektirir ki zaten önemli olan da her zaman azınlığın çoğunluğa karşı korunmasını sağlamak olmuştur.

 

Belirtmek isteriz ki devletin görevi hakkın kullanımını tümden engelleyici nitelikte yasaklama kararları almak değil, tam tersine pozitif yükümlülük gereğince bahsedilen gerginliklerin çıkmasını önlemeye ve hakkın kullanılmasına yönelik alternatif tedbirleri almak olmalıdır.”

 

Açıklamanın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.