16 Aralık sabahı, üç yıl önce açılmış bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç kişi, evlerine yapılan baskınlarla Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında trans aktivist Ilgaz da yer aldı.
Gözaltına alınanlardan biri aynı gün serbest bırakılırken, gözaltı süresi iki kez uzatılan diğer iki kişi ise işlemlerinin ardından yurt dışı çıkış yasağı getirilerek serbest bırakıldı. 16 Aralık’ta evine yapılan baskın sonrası gözaltına alınan Ilgaz, yaşadıklarının yalnızca bireysel bir adli süreç olmadığını; trans kimliği ve LGBTİ+ örgütlerine yönelik sistematik bir baskı politikasının parçası olduğunu düşünüyor. Gözaltı sürecinde maruz kaldığı uygulamaları ve TEM Şube’de yapılan sorgulamaları kendi sözleriyle aktarıyor.
16 Aralık günü evine yapılan baskını ve gözaltına alınma sürecini kendi sözlerinle anlatır mısın? O an neler yaşadın? Baskın sırasında kolluk güçlerinin tutumu nasıldı?
“O an çok şok edici ve korkutucuydu. Başıma gelmesini beklediğim bir şey değildi. Bana odamda çıplak arama yapmakta hayır dememe rağmen ısrar ettiler. Bunun dışında aşırı agresif değildiler bana ve evdeki diğer kişilere karşı.”
Gözaltı sırasında ve sonrasında maruz kaldığın uygulamalardan hangileri seni en çok etkiledi? TEM Şube’de avukat olmaksızın yapılan ve “mülakat” adı verilen sorgulamalar nasıl gerçekleşti?
“Beni en çok yalnız olmak ve dört gün boyunca ışıkların hiç kapanmaması etkiledi. Trans olduğum için tüm süreçte tecritte tutulduğumu düşünüyorum.
Yaptıkları mülakatlarda nereye götürdüklerini söylemeden beni avukat görüşme odasına götürdüler ve ben başta bu kişileri avukat sandım. Bu durum üç defa gerçekleşti.
Önce bilmediğim sol örgütlerle ilgili sorular sordular, sonrasında lubunya dernek ve toplulukları hakkında sorular sormaya başladılar. Derneklerin ve toplulukların nereden maddi kaynak elde ettikleri, birbirleriyle dayanışıp dayanışmadıkları, aile ile ilgili ne düşündükleri gibi sorular yönelttiler.
Bu mülakatlarda bana yardımcı olacakları vaadiyle, lubunya eylemleri ve etkinlikleri olduğunda onlara haber vermemi istediler; açıkça ajanlık teklifinde bulundular. Ayrıca dışarıda benimle görüşmek istediklerini söylediler.”
Bu sorgulamalarda LGBTİ+ örgütleri, dayanışmalar ve maddi kaynaklar hakkında sorular sorulmasını nasıl değerlendiriyorsun?
“Doğrusu oldukça garip buldum. Çünkü Türkiye’de lubunya örgütleri son derece legal, kayıtlı ve belgeli şekilde maddi kaynak elde ediyor. Bu soruları, LGBTİ+ örgütlerini terör örgütü konumuna getirme ve maddi kaynak sağlamayı da suçlaştırmaya çalışma çabası olarak değerlendiriyorum.”
Yaşadıklarının trans kimliğinle bağlantılı olduğunu düşünüyor musun? Neden?
Neyle ilgili olduğundan emin değilim ama mülakatlarda sordukları sorular, yaşadıklarımın kimliğimle bağlantılı olduğunu düşündürdü.
Türkiye’de trans aktivistlerin güvenliği ve ifade özgürlüğü açısından bu gözaltı ne anlama geliyor?
“Bu gözaltının, özellikle TEM tarafından yapılmasıyla birlikte, transların güvenliğinin ve ifade özgürlüklerinin hem doğrudan hem de terörize edilerek dolaylı yoldan hedef alındığını gösterdiğini düşünüyorum.”
Sence bu operasyon bireysel mi, yoksa daha geniş bir politikanın parçası mı?
“Bence bu tarz gözaltılar genel olarak daha geniş bir sindirme politikasının parçası.”