YAŞAM > FOBİLERCE!
25 Aralık 2016

FOBİLERCE!

Halil Kandok’un kişisel bloğu üzerinden yayınladığı yazısına karşı GregorSamsa soruyor: "Doğalını yaşadığını düşündüğün, toplumda bedensel olarak trans bireylerden daha kolay kamufle olan bir eşcinsel olarak; bıçak altına yatmayı, hormon almayı toplumda daha rahat yaşamak adına göze alır mıydın?

 

Halil Kandok yazısında nefret kusuyor. Diliyle , tartışma biçimiyle, kendisiyle bile çelişiyor. Hiç kimse bir başkasının bedeni üzerinden kadınlık ya da erkeklik üretmemelidir.


Ataerkil toplumun ürettiği erkek/lik  hegomonyasının, beden üzerinden bireyleri tanımlamasını benimseyen bir yazıdan hiçbir farkı olmamış. Ve ne acıdır ki bu yazıyı yazan kişi, ikili cinsiyet sistemi karşısında cinsel yönelimi için yaşamın bir çok alanında mücadele etmek zorunda kalan, toplum tarafından öteki olarak tanımlanan bir eşcinsel. Bireylerin tanımlanmasını, metalaştırmasını desteklemesini tartışmayı bir yana koyalım, yaşam biçimine, duygularına ve cinsel hayatına saldırı da cabası. Heteroseksizmin yarattığı gibi, kendisini toplumun norm’u kabul edip cinsiyet rollerini benimseyerek diğer hiçbir bireyi kabul etmeyen, hatta onları bedenleri ile barışık olmamak üzerinden aşağılayan bir üslupla tartışması ise oldukça rahatsız edici.

Toplumun doğal olan diye tanımlamaya çalıştığı "kadınlık" ve "erkekliğin" dışında kalan bir birey olmasına rağmen cinsiyet kimliği üzerinden tanımlamalar yaparak kendisiyle çelişmeye devam ediyor. Trans bireyler için yapmaya çalıştığı ’bedeniyle barışık olmayan eşcinseller’ tanımlaması ise bolca transfobi üretiyor.Yazısının bu kısmına bir trans erkek olarak değinmek istiyorum. Transseksüellik bir cinsel yönelim değildir, cinsiyet kimliğidir. Doğuştan biyolojik cinsiyetinden farklı bir kimlik taşıyan kişilerdir. Bir çok transseksüel bedeni ile ruhu uymadığı için trans geçiş sürecine başlamaktadır. Yanlış bedende doğduğunu düşünen trans bireyler, kendi bedenleri üzerinde kendi kararlarını vermektedir. Çünkü ’Bu benim bedenim ve benim kararım!’ 


Ne heteroseksist düzendeki cinsiyet rolleri statüsü için, ne de Halil Kandok’un ısrarla üretmeye çalıştığı kadınlık ya da erkeklik tanımı için. Yazının neresini değerlendirsem elimde kalıyor zaten. Bir transın,bedensel dönüşümünü YAPAY kadınlık/erkeklik olarak tanımlıyor. Hatta ve hatta trans erkekler için; "bir kadın geçiş yaparak dünyanın feriştah erkeği olsa" da, onunla birlikte olmaktan midesinin bulanacağını  söyleyecek kadarda ileri gidiyor.Benim erkekliğimi tartışmayı kendine hak sayıyor! Yavaş! Ayrıca, bedensel dönüşüme girmemiş trans bireylerin varlığından bile bihaber. Ya da trans geylerin.. Yahu yıllarca ’Similyalı kadınlar vardır!’, ’Putkalı erkekler vardır!’ sloganları ile verdiğimiz mücadeleyi nasıl yok sayabilirsin? Bizleri, homofobik olarak tanımlarken kendisinin ürettiği transfobi yazının her cümlesinde raks ediyor.


Toplumda zaten ikili cinsiyet sistemine karşı savaş veriyorken, aynı anda da kendi bedenimizle mücadele veriyoruz. Her şeyi göze alarak, öz’ümüze kavuşmak adına.

Şimdi soruyorum Halil Kandok’a, kendi cümleleriyle  soruyorum; doğalını yaşadığını düşündüğün, toplumda bedensel olarak trans bireylerden daha kolay kamufle olan bir eşcinsel olarak; bıçak altına yatmayı, hormon almayı toplumda daha rahat yaşamak adına göze alır mıydın?


GregorSamsa Özgür Adıkutlu