YAŞAM > Birlikte Ayaktayız Düşeriz Bölününce
6 Eylül 2017

Birlikte Ayaktayız Düşeriz Bölününce

Merhaba Orkun Aras ben 22 yaşında bir trans erkek, salt trans erkek, herkes gibi salt, sıradan ve insan… Şu an buradayım. Çünkü size birkaç bir şey anlatmak istiyorum.

 

 

Ruhunun bedenine uymadığı bir hayat yaşıyorum kader arkadaşlarım gibi ya da belki siz okuyanlar gibi. Çocukluk döneminden buraya kadar gelişim oldukça zor ve acılıydı, erkek olarak hissettiğim dönemlerde göğüslerimin büyümeye başlamasına şahit olmak kadar acı. İlk aşık olduğum kadının ben birinci sınıftayken servise yazıldığımda karşımda oturup bana ablalık yapması kadar zor ve acılı. Küçükken her şeyin çok güzel olacağına inanırdım çünkü her küçük çocuk gibi benimde hayallerim vardı. Mesela ben iş adamı olacağımı hayal eder takım elbise giyeceğim günleri iple çekerdim ya da bir baba olmak o baba modeli beni çok gururlandırır ve hep nasıl bir baba olacağımı düşünür hayallerime eklerdim. Evcilik oynarken bunun provasını yapardım hala hatırlıyorum. 9 10 yaşlarında kız arkadaşlarımla kız kıza muhabbetten çok ayrı bir muhabbetimiz olurdu. Onlara hediyeler alırdım ve beni yanağımdan öpmeleri çok mutlu ederdi hatta bir şeyler hissederdim. Midemin kelebeklenmesi kadar masum hislerdi bunlar. Heyecanlanırdım beni kıskanmaları hoşuma gider aşkımlı cümleler kurmaları beni her zaman gülümsetirdi.

Sonra büyümeye başladım ortaokul zamanlarımda. Bana dayatılan etek giyme zorunluluğu çok ağır gelirdi bedenime taşıyamazdım. Pantolon giyme hayallerimin sadece hayallerde kalacak zannederdim üstelik bir dilekçeyle etek giymek istemiyorum deme hakkına sahip olduğumu bilmiyorken bunun yanı sıra çok fazla arkadaşa sahiptim erkeklerle geyik muhabbeti yapar kız çocuklarıyla flörtleşirdim. Erkeklerle futbol maçı yapar kızlarla evcilik oynardım. Bir erkek sevgili bir baba bir dayı profilinde ilkokul yıllarıma göre biraz daha derin duygulardı bunlar ve tabi ki çoğu trans gibi bende bu süreçte kendimi çözümleyemiyordum. Bir kadın bedenine sahiptim inkar etmiyordum ama bir şeyler dediğim gibi yanlıştı bedenime göre oyunlar ilişkiler ve iletişimle değildi bunlar.

Zaman ilerledikçe bende ilerliyordum. Bilgilerimin sürekli değiştiği ve güncellendiği dönemde yani lise zamanlarımda bir kadın gördüm ama gerçek anlamda sadece görmekti. Bir anda vücuduma gelen o yoğun his o aşk duygusu beni o kadar etkilemişti ki nefes alamıyordum.  Ne yapacağımı şaşırmıştım içim içime sığmıyordu ve bastırmam gereken o duyguların insan doğasına aykırı olduğunu düşünüyordum. Olamazdı çünkü toplumda böyle bir şey var olamazdı bir kadın bir kadını sevemezdi benim gözümde ailemin arkadaşlarımın ve diğer çevremin gözünde. Toparlayamıyordum kendimi, bu düşünce aklımdan çıkmıyordu ama asla o kadına olan aşkım azalmıyordu kimseye anlatamıyordum. Doğru gelmiyordu çünkü. Sonra buldum ismini sosyal hesaplarını her şeyini uzunca bir süre sadece fotoğraflarına baktım tek yaptığım buydu. Sabah kalkıp bakıyordum gün içinde bir sürü kez ve gece yatmadan önce son baktığım olarak bir daha. Çok utanıyordum bu his bende o kadar büyük bir yer edinmişti ki dışarı çıktığımda ister istemez başımı öne eğiyordum. Herkesin bana pis bir insanmışım gibi baktığını düşünüyordum. Sonra bir karar verdim mesaj atmalıydım artık,  atacaktım, bir şey olacağından değil de konuşmak istiyordum sadece yazdım o bana yazdı ben ona yazdım ve hislerim koskocaman bir heyecanla içimden sanki bir anda boşaldı. Yoluma tercüman oldu beni anlayışla karşıladı bu konuları biliyordu. Bana her şeyi anlattı ne olduğumu ne olduğunu ne hissettiğimi ve asla benden kaçmadı aşkımı olgunlaştırdı ve bana yol gösterdi.

Sonra araştırmaya başladım bana söylediklerini aslında ne olduğumu araştırıyordum. LGBTİ denilen kavramı buldum içeriğini araştırırken T kısmına girdiğimi farkettim ve benim için hayatımın ikinci travmasıydı. Travmayı atlatmak için kadın olduğumu artık benimsemem gerekiyordu. Kadın kıyafetleri almaya başladım makyaj malzemeleri erkeklerle konuşmaya başladım hiç birinde başarılı olamıyordum. Canım daha çok acıyordu olmadığım bir kimliğe bürünüyordum. Bir gün aynanın karşısına geçip kendime baktım makyajlıydım üstümde bana ait olmayan kıyafetler vardı. Baktığım kişi ben değildim, benim yansımam değildi, başka biriydi sanki ve birbirimize ait değildik ve işte o zaman kendimi kabul edip saatlerce ağladım. Sadece ağladım aslında bir şey hissetmiyorum ne mutluydum ne mutsuz kızgında değildim ama sakinde kalamıyordum.

Saatler sonra oturduğum yerden kalktım üstümde ki kıyafetleri çıkartıp duşa girdim. Arındım kirlerimden değil travma zannedip kendime çektirdiğim acılardan. Duştan çıktım bana ait olan kıyafetleri giyip yoluma devam ettim. O zamanlar çok yakın bir arkadaşım vardı hala o arkadaşa sahibim ilk ona anlattım durumumu gösterdiği tepki şuydu zaten biliyordum ama senin bana gelip bir şeyler söylemeni bekledim. Seni sana gösterseydim eğer belki de hayatının çok büyük bir kısmını değiştirecektim bunu istemedim. Çünkü seçim senindi dedi ve böylelikle gerçek hayatıma çok kocaman bir adım atmış oldum. İnsanlara açılmaya başladım. Yaşadığım yerde ilk transseksüel olmak avantaj mıydı yoksa değil miydi bilmiyorum ama hep göz önündeydim. Parmakla gösteriliyordum. Sonra internetten sosyal medyada benim gibi birkaç insanla tanıştım derken biraz daha iyi hissettim. Böyle giderek zaman ilerledi çevremde ki insanlar bana alışmaya başladı ama ne olduğumu bilmiyorlardı tabi. Çünkü sadece kadının kadın erkeğinde erkek olduğunu zanneden ve bunun aksini hayatı boyunca hiç görmemiş bir toplumda büyüyordum. Bana takılan isim Erkek Fatmaydı.

Daha sonra bedenimin bana verdiği rahatsızlık daha da arttı göğüslerimi saklama isteği. Artık yeterli gelmiyordu.  Erkeklere bakıp bedenlerine özeniyordum, hiçbir şekilde mutlu değildim. Artık sürece girmemin zamanı gelmişti. Üniversiteye giderken aileme 9 sayfalık bir mektupla kendimi yazdım size yazdığım şekilde.  Bu mektup ama daha detaylıydı. Kendimi onlara anlatmam gerekiyordu. Artık arkadaş desteği yeterli gelmiyordu. Mektubu onlara verdim her şeyin iyi olacağına inandım ve bekledim. Bekleyişlerim tamamen bir hüsrandı. Ailem kabullenmedi daha kötüsü oldu, annem intihara teşebbüs etti. Sonra düşündüm benim güçsüz olmam gerek, bunu ben yaşıyorum. Ben ait olmadığım bir bedendeyim hayatın bana zor gelmesi gerek neden ben değil de annem? Kafamda böyle deli sorularla.

Tekrar memleketime döndüm bir yıl tam bir yıl ailemi toparlamaya çalıştım. ‘Düzeldiğimi’ söyledim! Bu tamamen psikoloğun fikriydi. Sonra farkettim ki ben bu hayatta elinden tutup kaldıran güçlü kahraman rolündeyim, madem bunu kaderdaş arkadaşlarıma da kullanmalıyım. O günden sonra bu gücümü başkalarına yardım etmeye kullandım. Mücadeleci yanımdan asla vazgeçmedim. Kendimi hep şöyle nitelendirdim. Yalnız bir kurdum ve bütün bir sürüye yardım edebilecek gücüm var. Sonra koskocaman bir aile ile tanıştım. Pembe Hayat beni ve benimle aynı kaderi paylaşan birçok transı kampa götürdüler. Tanışmaya ve kaynaşmaya aynı zamanda süren eğitimlerde de bir şeyler öğrenmemiz için bize destek oldular. Hayatımın dönüm noktası diyebilirim. Herkesin kalbine dokundum herkes benim kalbime dokundu. İlk defa trans kadınlarla bir temasım oldu. Hepsi arkadaşım oldu, destekçim oldu. Aynı şekilde bende öyle. Hep birbirimizin sırtını sıvazladık birbirimizin arkasında olduğunu göstermek için. Çünkü biz koskocaman bir aile olduk. Bu mücadelede bana yalnız olmadığımı ve yalnız olmam gerekmediğini gösterdiler ve ilk defa birilerinin benim elimden tutup bana yardım ettiğini hissettim. Üstelik o rolde sadece kendimin olduğunu düşünürken şimdi çok güzel bir hayata tozpembe umutlarla devam ediyoruz çok sevdiğim bir şarkıda dediği gibi; BİRLİKTE AYAKTAYIZ DÜŞERİZ BÖLÜNÜNCE.

Orkun Aras